Pazartesi, Aralık 26, 2005

bee

Varlığın
yüzümü
güldürüyor.

ve

herşeye
birazcık daha
sevgiyle
bakabilmemi
kolaylaştırıyor.

Cumartesi, Ekim 29, 2005

Gün Gelir Kedi olur Fare..


Çok duygusal yazıları ben yazardım genelde ve özelde.Hayat neleri dünyaya getiriyor ki sen ne kadar güzel bir beyin vermişsin Allahım.İnsanlar bu dünyaya neden bu kadar donuk yaşamaya geliyorlar anlamamışımdır.Yaşamak için savaşmak gerekir.Bunu bilerek söylüyorum tabi.Korku insanı ne kadar geriye götürüyor Allahım.Belki de zalim düşündüm şimdi.Severek yaşamak bu kadar mı zor???İşi gerçekten sevdiğin bir şeyle götürmezsen o sadece anı olur senin için.Bir tercih yaparsın her zaman.Bende ANI olsun istiyorum bir daha açılmayacak sayfalara dönüş sadece başka şey değil. yazı:Erkal Nadir foto:Kıvanç Şenbay

Perşembe, Temmuz 28, 2005

Büyük Basit Aldatmaca

benim kafamdaki teori de hep budur zaten... peşimi hiç bırakmaz...neye inandıysa insanoğlu onu var etti...
inanılan her şey artık bizim hayatımızın bir parçasıdır,
evet amerikayı yeniden keşfediyoruz bunu biliyorum
evet bu aynı safsata...
yane bu sözler bile sen ona inandıkça gerçek olacak :D
kerem:
ama inanmışsan sorun yoktur
bu bir süreçse yaşadığımız şey
KıVaNç:
aynen
kerem:
neredeysek oyuzdur
KıVaNç:
büyük basit aldatmaca
kerem:
aldatmaca ne
KıVaNç:
tüm bu hayhuy
yaşam koşturmacası
kerem:
aldatmacayı biliyosun hakikati biliyomusn peki?
KıVaNç:
bi hakikatin olduğuna inanmıyorum
kerem:
olm o zaman hiçbişey yok
sk gibi kalıyosun ortada
şu anda öyleyim ben
hiçbişeyın anlamı yok o zaman
KıVaNç:
evet oyuzden çk güzel zaten
biliyorum bu hep aynı sakız
kerem:
neresi güzel
KıVaNç:
herkez ne diosa ben de farklı bişey demiorm
güzel olan mutlak doğrunun yane bi dayatmanın olmaması
harika değil mi?:D

Cuma, Temmuz 15, 2005

Hayat-Das Leben-Life


Hayattan ne bekliyorum?:
(Sen hayattan neler bekliyorusun?)
Öncelikle insanların bana bakınca beni yaptığım le(işlerle) anmasını istiyorum.İş odaklıyım.İşimi seviyorum.Ve her ne yaparsam ünlü olmak istiyorum.O konuda örnek olmak istiyorum.
Sakin olmak istiyorum.Hayatın bana gösterebileceklerini yaşamış soğukkanlı bir insan olmak istiyorum.
Cesur olmak istiyorum.Çünkü nasıl olsa hiçbişey beni öldürmüyor.
Saygı duyulmak istiyorum.Fakat korkulan bir saygınlık değil bu.İnsanların o içtenliği içleinde hissetmelerini istiyorum.Herkesin aslında aynı olduğuna inanıyorum.Madem hepimiz aynı insanız...ozaman gerek yok...uzaklıklara,anlaşmazlıklara,üstün ya da zayıf olmalara.
Bu konuda çok zorlansam da , ne istediğimi bilmek istiyorum.Nokta atışı yapmak istiyorum hedeflerime.Oyalanmak istemiyorum.

Salı, Mayıs 03, 2005

Sevmekten Korkmak


Bizler... gökyüzündeki mavilikleri görmeye hasret... her bakışta gözlerimizi kısmak zorunda olmak güneşe, ne zor... ne ağır... oysa, o güneşin parlaklığına inat tüm gücümüzle açabilsek gözlerimizi kapatmamacasına. ve izin versek de girse o sıcaklık yüreğimize, hissetsek, benimsesek, bir parça yapsak o sıcaklığı... ne zor... ne anlamsız... bir kere izin versek kelebeklerin üzerimizden uçmasına, bir kere farketsek güzelliklerini, hayatımıza katacakları yaşama sevincini... ama biz bundan korkuyoruz işte... birileri gelecek, yüreğimize, hayatımıza yerleşecek ve biz ondan vazgeçmek istemeyeceğiz... işte bundan. bundan bütün kaçışlar, bütün mağrurluğumuz... bize göre güçsüzlüktür çünkü birilerine bağlanmak, sevmek, hayatında bir parça olduğunu ve onsuz herşeyin boş olacağını hissetmek... işte bundan tüm kaçışlarımız... bize göre güçsüzlüktür çünkü bunun adı. ama bilmeyiz ki; hayatımızda olması için savaştığımız zaman asıl güçlü oluruz... o zaman anlarız değerini sevginin ve paylaşımın... ve o zaman değer bulur yaşamak... savaştığımız sürece varız. oysa... gitme diyecek kadar bile yürekli olamayız... istesek de yapamayız bunu... dedim ya; umarım birgün kaybettiklerimiz için acı duymayı öğreniriz. çünkü o zaman değerini anlarız elimizdekilerin. ve o zaman belki mutluluğun, elimizden, bir balık kayganlığında kayıp gitmesine izin vermeyiz... avuçlarımızı sımsıkı kapatmayı öğreniriz belki birgün...

Pazartesi, Mayıs 02, 2005

"hayatta önümüze gelen sorulara verdigimiz yanitlar çizer portremizi evetler ve hayirlar kesin noktalari belkiler ve susmalar bulanik damlalari temsil eder,ve ben taniyamiyorum seni yüzünün keskin hatlari yok kurumamis damlalar akiyor tualden asagi.haklisin aslinda bütün suç benim kaç saattir agliyorum bilmiyorum, ve düsen her damla siliyor resmini....!"

Çarşamba, Nisan 27, 2005

Grileşen


Gitgide grileşen bir şehir oldun.Hergün biraz daha kenarlaşan çıkmaz sokaklarla dolu mahallelerinde yaşamaya çalışan Cenin kıvamında insanlar yarattın,beklemekle yükümlü.Mektupların sararıyor,Hergün biraz daha aşağılarına gidiyor toprağınVe defalarca bir tarih öğretmeni edasıyla okuyorum yüksek sesleNedensiz ve sonuçsun bir şehrin düşüşünü.Artık kitaplardan biliniyor aşkın ne demek olduğu.Tarifi var.Herşey hazır olduktan sonraki bir miktar sevişmelerseUykuları getiriyor zamansız.Amansız bir hastalık tutuldu okullarındaki çocukların başına.Oysa en kırmızı halini almıştı beslenme çantalarındaki yasak elmalar.Diğerlerininkiler yalan bir boyamayken.Hala sıralarını bozmamaya gayret eden sınıflara girerkenTek renkte gökkuşağı birikmişliğiyle yaşamaya çalışan diğerleri.Birgün gelecek ve bir çizgi olabilmenin mutluluğun anlamı olduğunu yazacaklar ansiklopedilereBilmeden olasılığın ve uzayın ne demek olduğunu.Anlıyor musun herşey beyaz bir sayfada yaşanacak içinde bulunulan kareye hapsolunarak.Karşısına geçip alkışlayacaklar o yaratıcılığı.Sonra şehirler düşmeye devam edecek ve grileşmeler alabildiğine.Bense savaşın ortasında bir çocuk olacağım hep yalınayak anlam veremeden olanlara.Beni de inandırabilecekler mi sanıyorsun hücrelerdeki işkencelerde;Ellerinde gökyüzünü saklayarak,yıldızları,güneşi ve bulutları sana bedavaya gelen.O güzel sokakların şimdi fotoğraflarda hapis.Her bakışımda her gidişim aynı yoldan aynı kıvrılmaya eksiltmiyor bir an olsun o günün geleceği çelişksini taşıyışımı.Belimi bükse de ağırlığı,Biliyorum gözlerine güneşi yerleştireceğim gün de gelecek.

Kerem Korkmaz

Bu Mektubu Okumayın


Posted by Hello

Pazar, Nisan 17, 2005

Genç Türk kadını dayağı haklı görüyor!


Avrupa Parlamentosu'nun Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komitesi Türkiye'de kadınların toplumsal, ekonomik ve siyasal etkinliklerdeki rolü üzerine bir taslak raporu yayımladı. Raportörlüğünü Avrupa Parlamentosu üyesi Hollanda vatandaşı Emine Bozkurt'un yaptığı taslak rapor, Komite'de 26 Mayıs'ta oylamaya sunulacak. Rapora göre, şiddet gören kadınların yüzde 68'i kendisine karşı şiddet kullanıldığını belirtirken, yüzde 39'u eşinin kendisini dövmekte haklı olduğunu düşünüyor. 15 - 19 yaşlarındaki genç kadınların yüzde 63'ü ise dayağın haklı görülebileceği kanısında.UNICEF tarafından yapılan tahminlere göre, her yıl 600 bin ile 800 bin arasında kız çocuğu zorunlu eğitim yaşına gelmelerine karşın okula gidemiyor. Türkiye'deki okumamışlık oranı kadınlar arasında yüzde 25 düzeyinde. Avrupa Yaşam ve Çalışma Koşullarının İyileştirilmesi Vakfı tarafından yapılan araştırmaya göre ise Türkiye'de kadınların yalnızca yüzde 27'si resmi işgücü piyasasına katılabiliyor. Hukukçu, doktor ve akademisyenlerin ise sadece yüzde 30'u kadın.Kadınların durumlarına ilişkin endişelerin başında okuma - yazma oranının düşüklüğü, siyasal alanda çok sınırlı temsil edilme ve kadınlara yönelik şiddete dikkat çeken Avrupa Komisyonu'nun 2004 İlerleme Raporu'nda; Güneydoğu ve Karadeniz bölgeleri ile kırsal alanlarındaki ekonomik ve sosyal az gelişmişliğin kadın sorunun ağırlaştığına dikkat çekiliyor, Türkiye'de aile içi şiddet olaylarının mağduru durumundaki kişilerin yüzde 86.1'ini kadınların oluşturduğu belirtiliyordu.

Pazar, Nisan 03, 2005

Socrates "beynimizi tokatlayan fizlozof"

Eflatun'dan...
Eflatun'a iki soru sormuslar:

Birincisi "insanoglunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir ?" Eflatun (Sokrates) tek tek sıralamış :

-Çocukluktan sıklırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler...
-Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler.
Ama sağlıklarnı geri almak için de para öderler...
-Yarından endişe ederken bugünü unuturlar.
-Dolayısıyla ne bugünü ne de yarini yasarlar.
-Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler...

Sıra gelmiş ikinci soruya ; "Peki sen ne öneriyorsun?"Bilge yine sıralamış ;

Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın!
Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi "sevilmeye" bırakmaktır ...
Önemli olan; hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil, "en az şeye ihtiyaç duymaktır"!!!!Posted by Hello

Cuma, Şubat 04, 2005

biraydaipekyolu.blogspot.com


Ve hep aklımdaydı GİTMEK
Anlamak için hayatı biçok farklı işte çalıştım boş kaldıkça.
Ama bu merakımı dindirmedi...bilinmeyene , hayattaki yaşadığım bi çok şeye olan merakımı dindirmedi.
Okul biterken adamların boğazına sarılıp Türkiyenin belki de en iyi firmasında staja girdim.Düzgün işletmecilik nasıl olur,ordaki çalışanlar nasıl insanlardır,ne hissediyolardır...bunları görmek istiyodum.Birbirine yakın ve çok sıkı maaş alan bu adamların bazıları mutlu olmayı başarıyodu,örnek insanlardılar:) allahbinrazıolsun. Bazıları ise hiçbişekilde tatmin olmuyorlar ve sadece şikayet ediyolardı.Onların tavırlarını görmek ve onlardan öğrenmek çok güzeldi,stajdan sonra 3 ay da onların yanında çalıştım,dönemsel çalışan gibi...Bu sırada askerliğim ile işin ordaki bitiş tarihi arasında 1 ay vardı.
Çantamı alıp bi gezi yapmak istiyodum(aslında hiç de sık yapmadığım bişeydir)Sonra hindistangezi.com diye bir site gördüm.Bir ayda hindistana nasıl gidilebileceğini anlatıyodu.Sonra birgün bi hayalimi gerçekleştirmemde bana faydası olur diye biriktirdiğim paramı aldım,planımı yaptım.Biraz tereddüt ettim,tehlikeli yerlere gideceğim için.Bir an duraksadım....fakat gitmeliydim yapmalıydım,kendimi ateşe atmalı ve öğrenmeliydim.
Tam bir aylık bir gezi yaptım.Karayolundan İran-Pakistan ve Hindistanı gezdim.Aradığım mistisizim yerine saati 5$ dan meditasyon buldum.

Hindistan din turizmini tüm dünyaya mükkemmel pazarlayan bir ülke.Sokaklarda Hintli kadar yabancı turist vardı.Biçok önyargıya , takılıp kalmalara , sevgisizliğe , problemlere yukardan bakabileceğimi düşündüm belki de içten içe...Fakat hep dedikleri gibi gittiğin yere kalbini ve aklını da götürdüğün için problemlerin de seninle birlikte geliyordu aslında...
Farklı tatlar,farklı zorluklar,binbir milletten insanla tanışıp sohbet etme olanağı buldum.Aradıklarımın aslında tahmin etmiş olduğum gibi tam da burda --ayak bastığım bu yerde-- benimle birlikte olduğunu gördüm :)
Ardından askerliğimin başlamasına 5 gün kala Hindistan dan çıktım...sınırlı para ve kısıtlı zamanda çok az uyuyarak inanılmaz uzun yolculuklarla...oturacak yerin bile bulunamadığı trenlerle...normalde bi saatten fazla oturulmayacak koltuklu otobüslerle geçtim yolun büyük bir kısmını.Bu sırada kardeş oldum hayatımda hiç görmediğim göremeyeceğim insanlarla... :)
Döndüğüm günü ertesi sabahı askere gittim/Türkiyenin tartışmasız en mükkemmel askerliğini yaptım(Bursa'da).Ordayken İngilizce çalıştım,kitap okudum,internet takıldım,gülmekten öldüm askerlerle.5 buçuk ayda hiç izin kullanmadan askerliği bitirdim..Ordayken de hep öğrenmeye dersler çıkarmaya çalıştım herşeyden.Son hafta 2000 kişiyle vedalaştım.Hepsinin yolu açık olsun!:)

Tiflis (Tbilisi)

Bu guzel şehir dogu avrupayla Rusyanin karisimini vize sunuyor. Tertemiz sokaklari, eski restore edilmis evleri, modern cafeleri, bakimli ...